İçeriğe geç

MK hangi küfür ?

id=”23tnvk”

MK Hangi Küfür?

Kayseri’de, bir kış günü, hava soğuk ama güneşin kırmızı ışıkları yer yer karın üstünde parlıyor. O an hissettiğim sıcaklık, benden daha fazla var olan bir şeydi. Bu yazıyı yazarken, o günü tekrar hatırlıyorum, çünkü o gün hayatımda bir şeyler değişmişti. O gün, “MK hangi küfür?” sorusunun, yalnızca birkaç harften ibaret olmanın ötesinde bir anlamı olduğunu fark ettiğim andı.

Bir Sözün Ardında Kapanan Bir Kapı

O gün, seninle karşılaştığımda, Kayseri’nin soğuk havası içimi üşütüyor ama bir yandan da garip bir heyecan var. 25 yaşında bir gencim, gündelik yaşamda çok fazla dışa vurduğum söylenemez ama içim hep bir şeyler birikiyor. O gün, o kafede seni gördüğümde, aslında ne kadar da yabancı olduğumuzu fark ettim. Konuştukça, senin gözlerinde tanıdık bir şeyler arıyordum ama bir türlü bulamıyordum. Bu tanıdıklık, o kadar uzak ki; belki de sadece bir anlık umut gibi. O an, gözlerim sana kayarken, birden “MK” diye bir küfür duydum.

Bir an için gözlerim bulanıklaştı, ne olduğunu anlamadım. O cümlenin içindeki o harfler… Hani bazı kelimeler vardır, sesleri bile sizi bir yerlere götürür. “MK” işte o kelimelerden biriydi. Bir an, kalbim gerçekten hızlandı. O sözü ne kadarını sana anlatmak gerekirdi, bilemedim. Birinin bu kadar hızlı öfke yaratabilmesi, tam anlamıyla bir hayal kırıklığıydı. Birine duyduğun öfke, ne kadar kirli olursa, o kadar kirli bir yansıma bırakır ya, işte tam olarak bunu hissettim. Küfürün, o an, tam yerindeydi.

Bir Dostluk, Bir İhanet

Sana belki de en büyük kırılmayı açıklamak zorundaydım, ama o an bu sözü, işte o kadar yakından, o kadar içten söyledin ki. “MK hangi küfür?” diye sormak, sadece aramızdaki bir boşluk değildi, bir mesafe değildi, o an her şeyin kırıldığını hissettim. O küçücük sözün etkisi, bir bıçak gibi derinleşti. Benim için o cümle, sadece küfür değildi, aynı zamanda bir tür ihanet, bir tür soğukluk oldu. O an seni tanıyamadım. Gerçekten seni tanıyamadım. Belki de hayatımda en zor olan şey, böyle hayal kırıklıklarıyla yüzleşmekti. O anı belki de geçiştirebilirdim ama o kelimenin bende bıraktığı iz, her şeyin değişmesine neden oldu.

İçimdeki boşluk büyüdü. Bazen insanın, birine duyduğu güvenin sonrasında ne kadar hızlı kırıldığını görmek zor olur. Gözlerim gözlerinde, senin ne kadar kaybolduğunu görmek, her şeyin aslında ne kadar da sahte olduğunu fark ettim. Her ne kadar “MK” diye bağırmış olsan da, senin içindeki öfkenin, bana yansımasının bir sınırı yoktu. Belki de en çok sevdiğim kişilerden gelen en büyük darbe, o an orada yaşandı.

Sana Nasıl İnanırım Şimdi?

Şimdi, birkaç hafta sonra, o kafedeki sesler, o sıcak ortamlar… Hepsi geçici. Ama o gün söylediğin “MK hangi küfür?” sorusunun ruhumda bıraktığı yara, geçici olmayacak. Geçenlerde yürürken, bir arkadaşım bana seninle olan anıları sormaya başlamıştı. O an, sana dair ne düşündüğümü anlatmakta zorlandım. Seninle geçirdiğimiz zaman, ne kadar güzelliklerle dolu olsa da, tek bir cümleyle yok oldu. Belki de bu kadar büyük hayal kırıklığı, bana seni tanımama fırsat vermemişti. O an, hayatımda tanıdığım insanlardan birinin, bir anda yerle bir olabileceğini fark ettim.

Şimdi, o “MK” cümlesinin neden bu kadar canımı yakladığını sorguluyorum. Senin için bu kadar basit bir şeydi belki, ama bende bıraktığı iz çok derindi. O kelimenin arkasında bir öfke vardı, belki de senin içindeki çaresizliğin yansımasıydı. Ama o kadar netti ki: O öfkenin ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini anlamadım. Her insanın içinde birikmiş bir öfke var, evet, ama o öfkenin dışa vurumu da ne kadar yıkıcı olabilirdi, işte bunu öğrendim. Ve şu an, seni tekrar tanımak bile zor geliyor. “MK hangi küfür?” sorusu, bana sadece bir sorunun cevabını hatırlatmadı; aynı zamanda hayatımda bir dönüm noktasını işaret etti.

Hayal Kırıklığı ve Umut

O gün seni ve “MK”yi hatırlarken, bir yandan da gelecek hakkında ne düşünüyorum? İnsanlar ne kadar değişebilir, gerçekten? O an, her şeyin kaybolduğunu düşündüm. Ama sonra bir süre sonra fark ettim ki, belki de asıl mesele bu hayal kırıklığından ne öğrenebileceğim. Belki de her insanın içinde bir öfke, bir kırılma noktası vardır, ve bir noktada bu patlamalar yaşanabilir. Ama bu patlamadan sonra geriye kalan, sadece kendimizi affetmekle ilgili olabilir. Belki de bu yazı, seninle yaşadığım o anı, kendi içimde tekrar edebilmem için bir fırsattır. Her hayal kırıklığı, bir dersin başlangıcıdır, belki de.

Gözlerim, ellerimle birlikte titrerken, bu yazı sayesinde gerçekten şunu fark ettim: Belki de insanlar bizi incitir, bizi kırar, ama yine de hayatı güzelleştiren, insanın kendisine dair öğrendikleridir. O “MK” küfrünün ardındaki öfke, sadece bana bir şey anlatıyordu. Benim ne kadar kırıldığımı, ne kadar zayıf olduğumu. Ama aynı zamanda, bu kırılmalardan nasıl güç alabileceğimi. Belki de bir gün, o sözü tekrar hatırlayarak sana bakmam gerekecek. Ama bu sefer, o sözün ardındaki gerçek, sadece sana değil, bana ait olacak.

Sonuçta, Her Şeyin Arkasında Bir Anlam Var

Kayseri’nin o soğuk kışında, bir kafede yaşadığım anı hala unutmadım. “MK hangi küfür?” dediğinde, hissettiğim hayal kırıklığı, beni bugünkü halime getirdi. O küçük küfür, bende o kadar derin bir iz bıraktı ki, belki de her şeyin bir anlamı vardı. Zamanla, belki de o anlamı daha net göreceğim. Kim bilir, belki de gelecekte daha farklı bir şekilde seni anlayacağım. Ama şu an, o günün bana kattığı derslerle, içimdeki bu boşluğu dolduruyorum. O an, beni bu kadar etkileyen “MK”, belki de hayatımda hiç unutmam gereken bir kelimeydi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino giriş