İçeriğe geç

Eli çabuk ne anlama gelir ?

Eli Çabuk Ne Anlama Gelir?

Hayatın bir anlamı olmalıydı… ya da olmamalıydı. Kim bilir? Ama bazen anlar gelir, her şey tek bir noktada kesilir. Eli çabuk, sadece bir deyim değil, içinde barındırdığı tüm duygu ve anlamla, bazen farkında olmadan bize hayatı, kendi kalbimizi anlatan bir hikâye olabilir. İnsanın başına gelenlerden çok, o an ne hissettiği, içinde kopan fırtınalar… belki de bu yüzden “eli çabuk” demek, öylesine bir kavram değil. Bir anlamı, bir yaşanmışlığı, bir duyguyu anlatmak için kullanılır. Bunu en iyi ben biliyorum…

Kayseri’den Bir Akşam

O akşam Kayseri’nin soğuk havası her zamanki gibi kendini hissettiriyordu. Sokaklar, karlı ve ıssız… Ama içinde bulunduğum kalabalık kafe, her zamanki gibi sıcaktı. Ne garip, değil mi? Gözlerimin feri kaybolmuş, ama kalbimde hep bir şeyler var. Kafedeki insanlar arasında, biri beni sürekli izliyordu. Sonunda göz göze geldik. O an sanki her şey yavaşladı, sesler kayboldu.

O kişi, yıllardır tanıdığım, arkadaşım Mert’ti. Ama o akşam, her şey farklıydı. Sanki yıllarca beklediğimiz an gelmişti. Mert, o kadar aceleciydi ki, ne olduğunu anlayamadan bir anda yanıma oturdu.

“Merhaba,” dedi. Gözlerinde bir şeyler vardı, ama ne olduğunu hemen çözememiştim.

“Merhaba, Mert,” dedim, sesim titriyor muydu, fark ettim. O kadar garip bir hissiyat vardı ki, içimde bir şeyler kıpırdıyor, durmaksızın hareket ediyordu.

Sohbetimiz, birbirimize anlatacak o kadar çok şeyimiz olduğunu fark ettiğimiz an başladı. Ama kelimeler, hissettiklerimizi ne kadar anlatabilirdi ki? O an, bir his vardı ki, tam anlatılamazdı. Fakat sonra, Mert’in söyledikleri, onun gözlerindeki kıvılcım, bana bir şey hatırlattı.

“Eli çabukmuşsun, diye duydum.”

Evet, eli çabuk… Bunu daha önce defalarca duymuştum. “Eli çabuk” denince aklıma hep aceleci, kaygılı bir insan gelir. Ama bir bakış açısına göre de, hızlı düşünme, karar verme yeteneği ve çabuk harekete geçebilme gibi pozitif bir anlam taşır.

Eli Çabuk Olmak Nedir?

Bazen, bir şeyin anlamını tam olarak bilmeden yaşarsınız. Eli çabuk olmanın ne demek olduğunu, hayatımda gerçekten hissettiğim bir anı düşündüğümde anladım. Mert’in bana söylediği “Eli çabukmuşsun” lafı, ilk başta kaygı veren bir şey gibi gelmişti. Hani hep aceleci olmakla suçlanır ya insan, hep erken karar verip yanlış adımlar atma riskini taşır diye korkulur. Ama sonra düşündüm… acelecilik, sadece bir algıydı. Belki de gerçekten bir şeyleri zamanında yapabilmek, ne kadar önemli olduğunu anlamak da önemliydi. Hızlıca hareket etmek değil, doğru zamanda doğru adımı atabilmekti önemli olan.

Bütün bu hisler içinde, Mert’e şöyle dedim: “Eli çabuk olmak demek, aslında hep aceleci olmak demek değildir. Bazen sadece hayatı kaçırmamak, zamanın içinde kaybolmamak demektir.”

İçsel Hızımın Hangi Yöne Gittiği

Eli çabuk olmanın anlamını düşünürken, bir yandan da kalbimde hızlıca çarpan bir şey vardı. Hayatımda hızla değişen şeyler, beklentiler, kararlar vardı. Kayseri’nin bu soğuk akşamında, dışarıdaki karın içimi donduran soğuğuna rağmen, ben içimde bir sıcaklık hissediyordum. Geleceği düşünmek, içsel dünyamda hızlıca seçimler yapmak… Hepsi, bir şekilde, “eli çabuk” olmanın bir anlamıydı. Fakat bu anlamı anlamak için çok zaman geçmişti.

Bazen hayatın ne getireceğini bilmeden, bir anda hızlıca kararlar alır, hızla hareket ederiz. O kadar hızlı ki… sanki bir anda büyür, bir şeyleri değiştiririz. Ama o hızda, kaybedilen bir şeyler de vardır, farkında olmadan… Bunu öğrendiğimde, işte o zaman eli çabuk olmanın aslında sadece hız değil, denge olduğunu fark ettim.

Birbirimize Yavaşça Dokunmak

Mert’in gözlerindeki ışıltı bir şeyler anlatıyordu. Onun hızla hareket eden dünyasında, ben bir anda her şeyin durduğunu hissediyordum. Duygularım, birden birbirine karıştı: heyecan, korku, umut. Ama hissettiğim tek bir şey vardı: yaşamın kendisi. O an, belki de en önemli şey, zamanın hızlıca geçmesini engellemekti. İçimdeki kaygılar, Mert’in gözlerinde kayboluyordu.

“Birbirimize zaman verelim,” dedim, hafifçe gülümsediğim bir anı hatırlayarak.

Mert, bunun üzerine başını salladı, fakat o anın hızla geçeceğinden korktum. “Eli çabuk olmak, sadece harekete geçmek demek değil, bazen beklemeyi de bilmek,” dedim, içimi dökerek.

Bazen zamanın hızla geçtiği anlarda, hızla harekete geçmek yerine durmak, her şeye daha derin bir bakış açısıyla yaklaşmak gerekirdi. Eli çabuk olmanın anlamını bir insanın gözlerinde, bir bakışta bulabilirdik belki de. Bazen acele etmek, doğru yolu bulamamaktır. Bazen beklemek, en doğru adımı atmak için gerekli olandır.

Sonuçta, Eli Çabuk Olmak

O günden sonra, eli çabuk olmanın anlamını bir daha hiç unutmamıştım. Belki de hayat, hep aceleyle değil, zamanında ve yerinde hareket etmeyi gerektiriyordu. Bazen hızlıca atılan adımlar, doğru olmuyordu. Ancak zamanında durmak, hissetmek ve doğru anı yaşamak da önemliydi.

Mert’in gözleri, o kadar fazla şey söylüyordu ki… Fakat şunu fark ettim: Eli çabuk olmak, her zaman hızla hareket etmek değil, doğru zamanı bulmaktı. Her şeyin ve her anın doğru bir zamanı vardı. Ve belki de bu, hayattaki en önemli şeydi.

İşte o akşam, Kayseri’nin karla kaplı sokaklarında, bir anlam daha kazandı. Eli çabuk olmak, hayatta her anı yakalamak, doğru zamanlamayı bulmak demekti…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino giriş